Yüzmenin tarihçesi
İnsanların yüzdüğüne dair en eski iz, bugün Sahra Çölü’nün ortasında kalmış bir mağaranın duvarında. Aradan geçen sekiz bin yılda yüzme; avlanma zorunluluğundan savaşçı eğitimine, oradan da olimpik bir spora dönüştü.
Gilf Kebir Yüzücüler Mağarası
Mağara, Mısır’ın güneybatısındaki Libya sınırına yakın Sahra Çölü’nün dağlık Gilf Kebir platosunda, Wadi Sora’da yer alır. Wadi Sora’nın kendisi, ana platonun uzantısı içinde korunaklı bir giriştir. Resimli mağaralar Macar kâşif Laszlo Almasy tarafından Ekim 1933’te keşfedildi.
Resimlerin 8000 yıl önce Neolitik dönemde yapıldığı tahmin ediliyor. Afrika’yı çevreleyen sahil kesiminde yaşayan insanlar avlanmak ve deniz kabuğu toplamak için yüzmek zorundaydı. Burada bulunan resimler yüzmeyle ilgili en eski arkeolojik bulgular olarak kabul edilmektedir. Şekiller incelendiğinde insanların kurbağa stiline yakın yüzdüğü görülmektedir.
Gılgamış Destanı’nda dalış ve yüzme
Destan, bugün Irak’ın Musul kenti yakınlarındaki Ninova ve yine Irak’ın güneydoğusundaki Nippur antik kentlerinde bulunan tabletlerdeki yazıtlarda geçer.
Gılgamış ölümsüzlüğün sırrını araştırmaya başlar ve yollara düşer. Büyük bilge Utnapiştim’in yaşadığı Mutlular Adası’na giden Gılgamış, Utnapiştim’den genç kalmanın ve ölümsüzlüğün sırrının denizin dibindeki bir bitkide olduğunu öğrenir. Bunun üzerine denize dalan Gılgamış, bilgenin tarif ettiği bitkiyi bulur. Denizden çıkınca yorgun düşer ve uykuya dalar; bu sırada orada bulunan bir yılan ölümsüzlük bitkisini yer. Destanda, yılanların her baharda deri değiştirmesinin sebebi olarak bu gösterilir.
Gılgamış, ölümsüzlük bitkisini kaybetmenin üzüntüsüyle büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak Uruk’a döner. Ölümden sonraki hayatı düşünerek teselli bulur ve bilgeliğin dünya nimetlerinden yararlanmak olduğu kanısına varır.
Antik çağda yüzme
Arkeolojik ve diğer kanıtlar, yüzmenin MÖ 2500 kadar erken bir tarihte Mısır’da, daha sonra da Asur, Yunan ve Roma medeniyetlerinde uygulandığını gösteriyor. Yunanistan ve Roma’da yüzme, dövüş eğitiminin bir parçasıydı ve alfabenin yanında erkekler için temel eğitimin de parçasıydı.
Doğu’da yüzme en azından MÖ 1. yüzyıla kadar uzanır; o dönemde Japonya’da yüzme yarışlarına dair bazı kanıtlar vardır. 17. yüzyılda bir imparatorluk fermanı okullarda yüzme öğretimini zorunlu hale getirdi ve 19. yüzyılda Japonya Batı dünyasına açılmadan önce organize yüzme etkinlikleri düzenlendi. Pasifik’in denizcilik öncülüğünü yapan halkları arasında ise yüzmenin çocuklar tarafından yürüdükleri zaman, hatta daha önce öğrenildiği aşikârdı.
Romalılar, hamamlarından farklı olarak yüzme havuzları inşa ettiler. MÖ 1. yüzyılda Romalı Gaius Maecenas’ın ilk ısıtmalı yüzme havuzunu inşa ettiği söylenir. Türkiye’de de bu döneme ait bir örnek var: Niğde’deki Roma yüzme havuzu.
Orta Çağ’da neden kimse yüzmedi?
Orta Çağ boyunca Avrupa’da yüzmenin ortadan kalkması, bazı yetkililer tarafından yüzmenin enfeksiyon yayması ve salgınlara neden olması korkusuyla açıklanmaktadır. 17. yüzyılın sonlarında Büyük Britanya’nın sahil beldelerinde su terapisiyle bağlantılı olarak yüzüldüğüne dair bazı kanıtlar var. Bununla birlikte yüzme, hem rekreasyon hem spor olarak ciddi şekilde başladığı 19. yüzyıla kadar popüler olmadı.
Modern yüzmenin doğuşu
1837’de Londra’da ilk yüzme organizasyonu kurulduğunda şehirde altı adet tramplenli kapalı havuz vardı. İlk yüzme şampiyonası, 1846’da ve daha sonra her yıl Avustralya’da düzenlenen 440 yarda (400 metre) yarışı oldu.
- 1869 — Londra Metropolitan Yüzme Kulüpleri kuruldu; bu kuruluş nihayetinde İngiliz amatör yüzmesinin yönetim organı olan Amatör Yüzme Derneği’ne dönüştü.
- 1882–1889 — Birçok Avrupa ülkesinde ulusal yüzme federasyonları kuruldu.
- 1888 — Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzme, Amatör Atletizm Birliği (AAU) tarafından ilk kez ulusal olarak bir spor şeklinde düzenlendi.
- 1909 — Fédération Internationale de Natation Amateur (FINA) kuruldu.
Devamı: yüzme stilleri ve teknikleri · yüzmenin diğer branşları